05/05/2021 0 Yazar: Pis Entel Geek

Söz konusu Sakura olduğunda, Naruto hayranları arasında oldukça sert laflar edilir ve güçlü bir tepki verilir. Özellikle Türkiye’de. Peki bu kız, bunları haketmek için ne yaptı? Daha doğrusu, bunları hakediyor mu?

“Seni haklayacağım.”

Yazıya tam anlamıyla girmeden önce şunu belirtmeliyim. Sakura sorunları olan bir karakter ve kesinlikle tam potansiyeliyle kullanılmadı. Sadece güç seviyesi gibi bir olaydan bahsetmiyorum. Kishimoto bile, Sakura konusunda yeterli bir yazım yapamadığını kabulleniyor. Lakin bunlar, karaktere yapılan muameleyi haklı çıkaracak şeyler değil.

Bu durumun kaynağına inmek için, öncelikle serinin başlarına, Sakura’nın Dosu Takımı’yla savaşına gidiyoruz.

Sakura, Sasuke ve Naruto’ya oranla daha zayıf birisi. Bu bir gerçek. Lakin buna ve tüm korkularına rağmen, Naruto, Sasuke ve Lee baygın bir haldeyken onları korumak için hayatını ortaya koymaktan ve büyük riskler almaktan çekinmiyor.

Uykusuz, yorgun ve yaralı bir haldeyken, Shika-Ino-Chou üçlüsü bir köşede korkuyla gizlenerek olanları izlerken, ses üçlüsüne karşı tek başına savaşıyor. Elinde hiçbir imkan kalmayınca dişini ortaya koyuyor. Aynı zamanda hatırlatırım ki, bulunduğu bölgeye bubi tuzakları da koymuş ve hazırlık yapmıştı. Düşmanlarına karşı bunlar işe yaramamış olsa da, sudan çıkmış bir balık gibi bekleme gibi bir durum söz konusu değil.

Bu pozisyondayken, kafasına sürekli aldığı darbelere rağmen olabildiğince yerini koruyor. Böyle bir insanı korkaklıkla suçlamak gerçekten akıl kârı mı?

“Benim gözetimim altında olduğun sürece, ölmene izin vermeyeceğim!”

Diğer bir duruma geçiyoruz. Naruto, içinden Kurama çıkarıldıktan sonra ölümün eşiğine gelmişti ve müdahale edilmezse ölecekti. Sakura’nun medikal jutsuları onun üstünde işe yaramamış ve kalbi durmuştu. Bunun üzerine Sakura, hızlı düşünerek, Naruto’nun kalbini kendi eliyle attırmaya başlayarak, onun hayatını kurtarmıştı.

Naruto’yu ve başkalarını defalarca iyileştirdiğinden bahsetmeye gerek bile yok. Zaman atlamasından sonraki ilk macerada, Kankuro zehirleniyor ve Sunagakure’deki kimse bir şey yapamıyor. Adamın yarım günlük ömrü kalmışken, Sakura köye varıyor ve Kankuro’nun vücudundaki zehrin büyük bir çoğunluğunu gelir gelmez çıkartıyor.

Bunun ardından, ne olduğu bilinmeyen bu zehri tanımlıyor ve ona karşı bir antidot geliştirerek, Kankuro’yu tamamen iyileştiriyor.

Bir medikal ninja olarak eğitimine henüz iki buçuk sene önce başladığını hatırlatırım. Bu zaman esnasında, bütün bir köyün çaresizce izlediği bir adamı, bilinmeyen bir zehirden oldukça çabuk bir şekilde kurtarabilecek seviyeye geliyor. Bu köyde bulunan, Chiyo gibi oldukça tecrübeli bir medikal ninja bile bunu başaramıyor.

Chiyo demişken, onunla beraber, bir Kage seviyesinde olan bir Akatsuki üyesi olan Sasori’yi yendiğinden bahsetmemek olmaz.

İşe yaramazlık iddialarına rağmen, ironik bir şekilde, Kakashi de dahil, Takım 7 içerisinden bir Akatsuki üyesi indiren ilk kişi oluyor. Hatta Konoha içerisinden ilk kişi oluyor.

Bunların üstüne, yaklaşık üç senelik bir süre içerisinde, Tsunade’nin çakra biriktirme ve bu biriken çakrayı salarak yapılan Sōzō Saisei tekniği üstünde ustalaştığını da atlamak olmaz. Tsunade’nin yanında yıllar boyunca dolaşmış ve ondan eğitim almış, üst seviye bir medikal ninja olan Shizune bile böyle bir şey yapamıyor. Sakura bunu çok genç bir yaşta ve çok kısa bir sürede gerçekleştiriyor.

Peki bütün bunları yapabilecek hale nasıl geliyor? Bunun için, Sakura hakkında söylenmiş bazı şeylere bakalım. Önce sayfaları atıyorum, önemli kısımların çevirilerini sayfalar bittikten sonra vereceğim.

Zaman Atlaması Öncesi

“Köydeki en parlak kişi.”

Kakashi: “Bedeninin her tarafından çakra toplama ve bunu harika bir zamanlamayla kullanma. Bu konuda, Sasuke’den daha iyi.”

Sasuke: “Takımımızda en gelişmiş analitik yetenek ve genjutsu bilgisine sahipsin.”

Kakashi: “Çakra hakkında sadece çok fazla şey bilmekle kalmıyor, aynı zamanda kontrolü ve dayanıklılığı [stamina] oldukça iyi. Şu an itibariyle Hokage olmaya en yakın kişi Sakura.”

Kakashi: “Sakura’nın durumunda, çakra kontrolü konusunda her zaman harika olmuştu.”

“Kaybetmeyi kabullenememesi ortalama birisinin üstünde.”

Tsunade: “Kakashi’den, zeki olduğunu ve güçlü bir ruha sahip olduğunu duydum.”

Tsunade: “Sadece üç ayda bu kadar ilerleme. Bu kız… Shizune’den beri görülmemiş bir yetenek olabilir.”

Zaman Atlaması Sonrası

Kakashi: “Ne kadar çılgın bir güç… çok hassas bir çakra kontrolü olmadan bunu yapamazdı. Gerçekten bir marifet. Medikal ninjutsu ve şahane bir güç… hayır, bu hepsi değil. Sakura aslen bir genjutsu tipiydi. Beşinci Hokage’den bile daha iyi bir ninja haline gelebilir.”

Jiraiya: “Bu güç ve güzellik. Görünüşe göre başka bir Tsunade yetiştirdin, değil mi?”

Chiyo: “Bu kız zorlu birisi. Bu kadar kısa zamanda Sasori’nin saldırı örüntüsünü görmeye başladı.”

Sasori: “Kılıç hala içindeyken kanamayı durduruyor ve kendisini iyileştiriyor. Ne kadar yetenekli birisi.”

Sasori: “Yabana atılmayacak bir velet olduğunu kabulleniyorum.”

Hashirama: “Ne yaratık ama. Tsunade’den bile beter olabilir.”

Shizune: “Üç yıldır aynı noktada çakra topluyor. Bu, aşırı hassas bir çakra kontrolü. Byakugō no Jutsu’yu ben bile yapamıyorum.”

Buradan görüyoruz ki seri boyunca Sakura’nın potansiyeline vurgu yapılıyor. Zaman atlaması öncesinde bir motivasyon eksikliği olduğu için, potansiyeli pek ortaya çıkmıyor fakat Sasuke’nin köyü terk etmesinin ve onu karanlığa kaybetmenin verdiği motivasyon ile çalışmaya başlıyor. Azminin zaten ortalama birisinin üstünde olduğu söylenmişti, bu motivasyonla Tsunade’nin altında sıkı bir eğitime giriyor. Bütün çalışmasının sonucu olarak başardığı şeylerin kimileri aşağıdaki gibidir. Bolca lafı edilen potansiyelinin bu başarılara nasıl yansıdığı görülecektir.

– Sasori’nin bilimum kuklayla yaptığı saldırıların örüntülerini kısa bir sürede çözüyor [analitik yetenek + zeka]

– Çok güçlü saldırılar yapıyor ve medikal ninjutsularda uzman hale geliyor [çakra kontrolü + analitik yetenek]

– Medikal ninjutsu bilgisini oldukça iyi bir şekilde kullanarak, daha önce görülmemiş bir zehire karşı kısa sürede panzehir üretiyor [analitik yetenek + zeka]

– Byakugō no Jutsu yapıyor [çakra kontrolü]

Görüleceği üzere, zaten var olan potansiyelini, kazandığı motivasyonla yaptığı eğitim sayesinde gerçeğe dönüştürmüş.

İDDİALARIN KÖKENİ

Sakura, Üç Efsanevi Sannin’den birisi tarafından eğitilmiş bir ninja. Yukarıda yazılanlardan, takım arkadaşlarını ve diğerlerini koruyan, onlar için hayatını riske atan, yetenekli ve güçlü birisi olduğu görülüyor. Potansiyeli ve yeteneği seri başından beri farklı karakterler tarafından söyleniyor. Bu potansiyeli nasıl eyleme döktüğü görülüyor. Tarihin en büyük tehditlerine karşı savaştı ve kendi neslinde, Naruto ve Sasuke’den sonra onunla aşık atabilecek tek Konohalı, Shikamaru’dur. Peki bütün bunlara rağmen, işe yaramamazlık iddiası nereden geliyor?

Olaylara duyguları karıştırmadan baktığımızda, Naruto ve Sasuke’nin geri kalan bütün karakterlere kıyasla çok daha fazla güçlenmesi durumu var. Bu yüzden, bu ikilinin yanında, onların nesilden herhangi bir insan oldukça güçsüz kalıyor. Ancak durum sadece bundan ibaret olsaydı, sadece Sakura değil, bütün karakterler bu muameleyi görürdü. Oysa böyle bir şey söz konusu değil. Akamaru’nun beşte biri kadar görünen ve Sakura’dan çok daha güçsüz olan Ino bile, böyle bir muamele görmüyor.

Peki o zaman geriye kalan asıl sebep nedir? Çok da karmaşık bir şey değil, tam tersine oldukça basit. Bu kadar küçümsemenin ve hor görmenin temelinde yatan sebep şu: Sakura, Naruto’nun hoşlandığı kızdı fakat Naruto yerine başkasından hoşlanıyordu.

Bütün bu dramanın, çok iddialı konuşmaların ve aşağılamanın altında böyle bir sebep yatıyor. Seriyi okuyan çoğu kişi erkeklerden oluşuyor. Baş karakterin arzu nesnesi olan kişinin, bir başkasından hoşlanması bu sebeple yedirilemiyor. Nasıl yedirilsin ki? Ülkemizde kadınlara bakış açısı belli. Bir kişi sizden hoşlanmıyorsa “orospudur” veya “kaşardır”. Böyle bir anlayışın yaygın olduğu bir ülkede ve dünyada, bu tarz bir sonuca varılması hiç de şaşırtıcı değil.

Bütün bunların üstüne “bir kıza yakışmayan” davranışlarda bulunması, onu bu tarz bir aşağılamanın iyice hedefi haline getiriyor.

Serinin kendi anlattığı hikayeyle okuyucuların bu tavrının çakışması oldukça komik. Yazarın romantizm yazmadaki bariz eksikliğine ve hatalarına rağmen, Naruto, Sakura’nın başkasından hoşlanmasının üstesinden geldi ve kendi yolunu çizdi. Seri sonunda üç karakterin arası gayet iyiydi ve yıllar boyunca özlem çektikleri sıcak ortama tekrar döndüler. Hatta, sorunlarının üstesinden gelerek her zamankinden daha yakın oldular.

Bu tartışmanın diğer bir parçası, Naruto-Sakura-Hinata aşk üçgenidir. Sakura’ya karşı daha “hanım hanımcık” ve Naruto’nun ilgisini isteyen bir alternatif sunularak, bir rekabet durumu oluşmuştur. Elbette, Sakura’nın haksız muamele görmesi, Hinata’nın aşağı çekilmesini gerektirmez. Lakin bu rekabet ve Hinata’nın, Sakura’ya kıyasla, geleneksel açıdan daha idealize edilmiş bir kız olması, elimizdeki duruma katkı yapıyor. Oysa seri sonunda, iki karakter de kendi yollarına gitmiş ve mutlu mesut yaşamışlardır. Bu son, farklı bir açıdan incelenebilir fakat konumuz bu değil.

Bu durumdan muzdarip olan tek kadın karakter Sakura değil. Bunun diğer bir büyük örneği, Legend of Korra serisinden Korra’dır. Geleneksel kadın tiplemesinin tam tersi bir karaktere sahip olması ve serinin ana erkeğiyle olan ilişkisi yüzünden, özellikle seri sonundaki olay yüzünden, hakkında denilmeyen şey bırakılmamıştır.

Bu durumlarda önyargılar devreye giriyor ve kabul etmek gerekiyor ki, dünyada ve ülkemizde kadınlara karşı çok fazla önyargı var. Bunlar sadece bizim dünyamızla sınırlı kalmıyor ve insanların kurgu evrenlere yaklaşımına da yansıyor. Özellikle bir kadın karakter, erkek baş karakterin arzusunun hedefi olunca bunlara maruz kalıyor.

Sözün özü, insanlar bir karakteri sevmeme sebepleri hakkında her zaman dürüst değiller. Hatta sıklıkla bunun farkında bile olmuyorlar. Özellikle kadın karakterler söz konusu oldu mu, böyle bir durum ortaya çıkıyor. Bu sebeple, kendi neslinin en iyi ninjalarından birisi olan bir karakter hakkında bile, böyle gerçekten uzak, hatta toksik bir yaklaşım sergilenebiliyor.

“Kollarımı ve bacaklarımı patlatıp koparsan bile, zehrini içime çeksem ve beni felç etse bile, seni haklayacağım. Buna yemin ediyorum.”

İşte bahsettiğim bu sebeplerden dolayı, Sakura’nın aldığı “eleştirinin” büyük bir çoğunluğu, önyargılardan kaynaklanan haksızlıklar ve saldırılar silsilesinden oluşuyor. Bu yüzden, hakkı yenmiş olan Haruno Sakura, bir iade-i itibar hakediyor.